şizofrenik hayvan delisinin günlüğü
23 Mart 2011 Çarşamba
NADAS
Uzak geliyor herşey bir o kadar uzak
Sanki hayatımın bir pause tuşu var da ben onu yeni keşfetmişim gibi
Sanki ruhum yıllarca ateşlerde yandı da yanıklarıma derman oluyormuşum gibi
Sanki ruhum bedenimden çıkmış hayata otomatik pilotta devam ediyormuşum gibi
Sanki dakikalar saat saniyeler dakika saliseler ise saniye olmuş gibi
Sanki biri neşterle kalbimi açmış bütün duygularımı hislerimi alıp çıkartmış gibi
Sanki hayat yine bana kötü bir şaka yapıyormuş gibi
Uzak geliyor herşey bir o kadar uzak
PS: Şarkı önerisi http://www.youtube.com/watch?v=lOBV45ce2Rw
Hayatın aldıkları ve hayatın verdiklerini matamatiksel işlem olarak tek tarafta toplayıp sonucu bulalım hadi benim ki 0'dan büyük =)
Dünyanın en hüzünlü resmidir tek başına rakı içen bir anne. Genç yaşta çocuğuyla tek başına kalmış hayat karşısında sımsıkı bir kaya gibi duran ama akşam eve geldiğinde tek başına rakısını koyup düşüncelere dalan uzaklara giden bir anne.
Düşünüyorum da korktu mu hayattan diyorum ya da nasıl bu kadar güçlü olabildi diyorum. Bir çocuğun hem de babasını kaybetmiş bir çocuğun karşısında hem dimdik durabilmek hem onun arkadaşı hem annesi olmak hem de bir baba gibi üzerinde disiplin uygulayabilmek yani bünye de üç ayrı karakteri barındırmak hayal bile edemeyeceğim bir başarı. Aynı zamanda iş hayatında kariyerinde başarı sağlamak yükselmek hepimizin çektiği sorunlarla baş etmek kadınlığını unutmak sosyal hayatından vazgeçmek ve bir evi hem maddi olarak hem de her kadının yaptığı gibi çekip çevirmek nasıl bir fedakarlık nasıl bir güçtür.
Üstüne üstlük yaptıklarının karşısında kendi çocuğunun sana baş kaldırdığını görmek nasıl bir hüsrandır. Çok asi bir çocuktum ben. Asla tatmin olmayan dışarıdaki insanları kendinden ve ailesinden öne koyan hatta biraz da nankör bir çocuğa sahip bir annenin asla çocuğundan vazgeçmemesi nasıl bir sevgidir. Kendi annesinde bana gösterdiği anneliğin binde birini bile görmediğine 25 yıllık hayatımda ben şahidim zaten. Yani bu öğrenilebilen bir olgu değil.
Kaç defa vazgeçtim ondan kaç defa terk edip gittim başkaları için kaç defa hatalar yaptım saçma sapan öyle basit şeyler de değil hem de. Ne sözler söyledim ne bakışlar fırlattım ne kapılar çarptım ne telefonlar kapattım yüzüne. O ise hep benim için çabaladı durdu. Zarar görmemem için önümde engel oldu. Elinden gelse fanusa da koyardı muhtemelen ama ben özgürlüğüme o kadar düşkündüm ki onun yaptığı her koruma müdahalesine benliğime karakterime ve özgürlüğüme müdahale olarak algıladım. O tecrübelerinden faydalanayım istedi ben kendim tecrübe etmeden öğrenemedim hiçbir şeyi. Kaldı ki bir kere tecrübe de yetmedi çoğu zaman genellikle aynı hatayı üst üste defalarca yapmam gerekti. Buna rağmen hiç vazgeçmedi benden. Her gittiğimde yanımda o da geldi. İstemediği sevmediği insanlara benim için katlandı. Her dönmek istediğimde beni kırmızı halılarla karşıladı.
Düşünüyorum da korktu mu hayattan diyorum ya da nasıl bu kadar güçlü olabildi diyorum. Bir çocuğun hem de babasını kaybetmiş bir çocuğun karşısında hem dimdik durabilmek hem onun arkadaşı hem annesi olmak hem de bir baba gibi üzerinde disiplin uygulayabilmek yani bünye de üç ayrı karakteri barındırmak hayal bile edemeyeceğim bir başarı. Aynı zamanda iş hayatında kariyerinde başarı sağlamak yükselmek hepimizin çektiği sorunlarla baş etmek kadınlığını unutmak sosyal hayatından vazgeçmek ve bir evi hem maddi olarak hem de her kadının yaptığı gibi çekip çevirmek nasıl bir fedakarlık nasıl bir güçtür.
Kaç defa vazgeçtim ondan kaç defa terk edip gittim başkaları için kaç defa hatalar yaptım saçma sapan öyle basit şeyler de değil hem de. Ne sözler söyledim ne bakışlar fırlattım ne kapılar çarptım ne telefonlar kapattım yüzüne. O ise hep benim için çabaladı durdu. Zarar görmemem için önümde engel oldu. Elinden gelse fanusa da koyardı muhtemelen ama ben özgürlüğüme o kadar düşkündüm ki onun yaptığı her koruma müdahalesine benliğime karakterime ve özgürlüğüme müdahale olarak algıladım. O tecrübelerinden faydalanayım istedi ben kendim tecrübe etmeden öğrenemedim hiçbir şeyi. Kaldı ki bir kere tecrübe de yetmedi çoğu zaman genellikle aynı hatayı üst üste defalarca yapmam gerekti. Buna rağmen hiç vazgeçmedi benden. Her gittiğimde yanımda o da geldi. İstemediği sevmediği insanlara benim için katlandı. Her dönmek istediğimde beni kırmızı halılarla karşıladı.
Bununla birlikte hiçbir karşılık beklemeden yaptı bunları. Mesela bana bakmak beni hiçbir şeyden eksik etmemek için işte cebime fazla para koymak kıyafetin kalitelisini alıp iyi dershanelere iyi okullara gönderebilmek için ev almadı alamadı. Bunu bildiğimden çalışmaya başladıktan sonra ilk hedefim ona ev almak. O aksine kazandığım parayı eğitimime yatırmamı istiyor.
Bütün arkadaşlarım özeniyor bana. Çünkü hem bekar evinde hem de anne evinde yaşamanın avantajlarını yaşıyorum. Eşek kadar kızım çamaşırımı o yıkıyor yemeğimi yapıyor evi temizliyor vs. Tabi ki yardım etmeye çalışıyorum ama ne kadar olabilir ki. Aynı zamanda bana rehberlik arkadaşlık ediyor ama biliyorum ki yalnızca benim iyiliğimi isteyen kendinden önce beni düşünen bir arkadaş karşımdaki. Sevgilim arkadaşlarım bize geliyor kalıyorlar sevgilimle koltukta sarmaş dolaş otururken annem bize çay yapıp getiriyor ya da Cuma akşamları hep beraber alkol sofrasına oturuyoruz. Evet biliyorum bazılarınız kıskandı hemen maşallah diyin lütfen =)
Hayat benden çok fazla şey aldı götürdü. Karşılığında ise birtanecik annemi verdi bahşetti bana. Şimdi ben ne yapsam az onun için ne kadar çabalasam boş. Elimden en fazla gelen kendisinin gözünden bir damla yaş akmasın diye çabaladığı kızının kimsenin üzmesine izin vermemek gerisi zaten teferruat.
PS: Şarkı önerisi http://www.youtube.com/watch?v=KY8CCU51M24
22 Mart 2011 Salı
CECE efsanesi
4 kızdık biz isimlerimizin baş harfiydi CECE. Oturduğumuz yerde harbi kız olarak bilinen kız grubuyduk. Buraya kadar anormal bir durum yok. Anormal olan hepimizin farklı tellerden çalmamıza rağmen aslında bir noktada aynı olmamızdı.
C1 esmer orta boylu fıstık gibi bir hatundu. Saçları beline kadar uzanırdı. Ama bir sinir aman yarabbim. Eğer es kaza dokunursanız damarına tarumar eder adamı. İnanılmaz derecede hayranlık duyardım yaratıcılığına. Hep geleneksel oldu. Nasıl mı Yıldız Tilbe dinledi mesela. Ya da insanlarla ilişkilerinde gelenekseldi. Kahkahası çınlatırdı ortalığı. Herkes korkardı ondan çekinirdi. Beni hep şaşırtan her şeyini kayıtsız şartsız sevdiğinin önüne koyardı. Para güç çevre statü ve kızlar için hepsinden de önemlisi kıyafet =)
Şimdi bu grubu İstanbul'un en elit semtlerinden birine koyun. Bir de ergenlik döneminde olduğunu varsayın. Neler mi yaptık. Kahkahadan her yerde yerlere oturduğumuz günleri bilirim mesela ya da toplanıp adam dövmeye gittiğimizi de. Ergenlik yaşın verdiği heycanla ilk clublara gidişlerimiz patenlerle hikaye kitaplarından fırlamış gibi sokaklarda dolanışımız voleybollar futbollar bisikletler. Haftasonları tenis oynamaya gitmeler. İlk alkol içişlerimiz ve arabayı kaçırışlarımız. Sabaha kadar asla bitiremediğimiz dedikodular. Sabah koşularından sonra trend mekanlarda yapılan kahvaltılar.. Dile kolay geçmiş 15 sene anlatmakla bitemez ki.
Gel zaman git zaman şehirler değişti amaçlar değişti biz bir şekilde koptuk.5 sene görüşemedik. Geçen hafta tekrar bir araya geldiğimiz de C1 in bir çocuğu C2 in ise bir nişanlısı vardı. Ulan kader seni seviyim seviyim diyorum. Bana hayallerimi bahşettin diyorum. 1 fireyle çocukluk arkadaşlarım geçmişim dibimde bitti aynı yerde oturuyoruz diyorum. Sana sevgilerimi yollamak istiyorum ama ben hala bekarım lan. Her şey bir yana onların varlığını hiçbir şeye değişmem.
Onlar dost ya da kardeş değil benim için düpedüz aşklar. Bilmek hep yanımda olduklarını bilmek hayatımı bir rüyaya çevireceklerini bilmek kabusum olanları bir kaşık suda boğacaklarını ve bilmek hayatıma güzellik katacaklarını yaşama sevinci veriyor bana.
Mesela C1'in oturduğu sitede eski sevgilim oturuyor hem de apartmanları karşı karşıya. Söylemesi ayıp ya da değil olanı söylüyorum hiç yoktan her eski sevgili gibi karaktersizin önde gidenidir. Ama her eski sevgiliden farkı ayrılmadan önce baya bir şiddet uygulamışlığı vardı üstümde. Dolayısıyla ben de karşılaşmamak adına eski sevgilimle sitede tedirgin oldum. C1'in söylediği tek şey kocasının eski sevgilimin ağzını yüzünü dağıtacağı oldu. Böyle baktım yüzüne. Ne şimdiki arkadaşlıklarda bir başkası için taşın altına eline koymak var ne de onları korumak kollamak.
Bu arada C1 kızına C2 ve E2 teyze dedirtiyor bize kesinlikle teyze olacak yaşta değilim kabul etmiyorum.
PS: müzik önerisi http://www.youtube.com/watch?v=Mn60NIh2NGU&feature=related
C1 esmer orta boylu fıstık gibi bir hatundu. Saçları beline kadar uzanırdı. Ama bir sinir aman yarabbim. Eğer es kaza dokunursanız damarına tarumar eder adamı. İnanılmaz derecede hayranlık duyardım yaratıcılığına. Hep geleneksel oldu. Nasıl mı Yıldız Tilbe dinledi mesela. Ya da insanlarla ilişkilerinde gelenekseldi. Kahkahası çınlatırdı ortalığı. Herkes korkardı ondan çekinirdi. Beni hep şaşırtan her şeyini kayıtsız şartsız sevdiğinin önüne koyardı. Para güç çevre statü ve kızlar için hepsinden de önemlisi kıyafet =)
E1 esmer orta boylu ama aramızda en salak olanımızdı. Hatun bildiğin hiçbir faaliyete katılmazdı. Mesela biz voleybol oynardık o anahtarlarımızı telefonlarımızı tutardı biz paten kayardık durum yine aynı. Cümlelerini anlamak için bir süre geçmesi gerekiyordu. Çok duygusaldı bir iki lafta ağlamaya başlardı. Ama bunlara rağmen her derdinde koşar gelir her ihtiyacın olduğunda elinde ne varsa ortaya koyardı. Kendine ait zevkleri ya da düşünceleri yoktu nereye sürüklesen oraya giderdi.
C2 kumral uzun boylu yeşil gözlü herkesin güzelliğine hayranlık duyduğu bir hatun olmakla birlikte aynı zamanda şu ana kadar tanıdığım en neşeli ve kalbi en güzel olan hatunlardan biriydi. Anlayamadığım zeka güzellik kalp güzelliği ve neşe bir insanda nasıl bu kadar birleşebilir. Keza C1 gibi ona da farklı yönlerde hayranlığım vardı. C2 de geleneksel ve damarına basıldığında adamı tarumar edebilecek bir karakter yapısına sahip olmakla birlikte insanları güldürmek için şekilden şekile girerdi. Neşesi sular seller gibi akardı etrafa.
E2 yani bizzat ben siyah saç beyaz tene ve uzun boya sahip hatundum. Grubun asi rocker özgür kız modeliydim. O kadar ki ilk gençlik saçmalıklarıyla saçlarımı mı kazıtmadım kurukafalı tshortler mi giymedim. Agresiflik seviyem C2 ve C1 seviyesinde olmamakla birlikte her rocker genç gibi bunalım halim daha baskındı. Tipimin bana verdiği doğuştan gothic tarzını başarıyla senelerce sürdürdüm. =)
Şimdi bu grubu İstanbul'un en elit semtlerinden birine koyun. Bir de ergenlik döneminde olduğunu varsayın. Neler mi yaptık. Kahkahadan her yerde yerlere oturduğumuz günleri bilirim mesela ya da toplanıp adam dövmeye gittiğimizi de. Ergenlik yaşın verdiği heycanla ilk clublara gidişlerimiz patenlerle hikaye kitaplarından fırlamış gibi sokaklarda dolanışımız voleybollar futbollar bisikletler. Haftasonları tenis oynamaya gitmeler. İlk alkol içişlerimiz ve arabayı kaçırışlarımız. Sabaha kadar asla bitiremediğimiz dedikodular. Sabah koşularından sonra trend mekanlarda yapılan kahvaltılar.. Dile kolay geçmiş 15 sene anlatmakla bitemez ki.İlginç şekilde bu grupta ne bir dedikodu ne bir anlaşmazlık ne de kıskançlık oldu. Hani benim onlar dışında gerçekten başarılı bir kız arkadaşlık ilişkim olmadı olamadı. Sorun ben de mi başkalarında mıydı bilmiyorum ama bizim yakaladığımız o tadı hiç kimse vermedi bana.
Gel zaman git zaman şehirler değişti amaçlar değişti biz bir şekilde koptuk.5 sene görüşemedik. Geçen hafta tekrar bir araya geldiğimiz de C1 in bir çocuğu C2 in ise bir nişanlısı vardı. Ulan kader seni seviyim seviyim diyorum. Bana hayallerimi bahşettin diyorum. 1 fireyle çocukluk arkadaşlarım geçmişim dibimde bitti aynı yerde oturuyoruz diyorum. Sana sevgilerimi yollamak istiyorum ama ben hala bekarım lan. Her şey bir yana onların varlığını hiçbir şeye değişmem.
Onlar dost ya da kardeş değil benim için düpedüz aşklar. Bilmek hep yanımda olduklarını bilmek hayatımı bir rüyaya çevireceklerini bilmek kabusum olanları bir kaşık suda boğacaklarını ve bilmek hayatıma güzellik katacaklarını yaşama sevinci veriyor bana.
Mesela C1'in oturduğu sitede eski sevgilim oturuyor hem de apartmanları karşı karşıya. Söylemesi ayıp ya da değil olanı söylüyorum hiç yoktan her eski sevgili gibi karaktersizin önde gidenidir. Ama her eski sevgiliden farkı ayrılmadan önce baya bir şiddet uygulamışlığı vardı üstümde. Dolayısıyla ben de karşılaşmamak adına eski sevgilimle sitede tedirgin oldum. C1'in söylediği tek şey kocasının eski sevgilimin ağzını yüzünü dağıtacağı oldu. Böyle baktım yüzüne. Ne şimdiki arkadaşlıklarda bir başkası için taşın altına eline koymak var ne de onları korumak kollamak.
Bu arada C1 kızına C2 ve E2 teyze dedirtiyor bize kesinlikle teyze olacak yaşta değilim kabul etmiyorum.
PS: müzik önerisi http://www.youtube.com/watch?v=Mn60NIh2NGU&feature=related
meleğime..
Bir köpek ne kadar yer tutabilir hayatınızda. Çoğunuz anlamayacaksınız neden bu kadar sarsıldığımı onun ölümüyle. Ama belki de şöyle düşünebilirsiniz. Çok sevdiğiniz bir eşyayı düşünün belki çocukluğunuzdan beri sakladığınız. Kaybettiğinizde canınız sıkılır hatta üzülürsünüz. Şimdi bu duyguyu binle çarpın. Hah orada durun işte. Tam o duyguyu hissediyorum.
Köpeklerde bile iyi huyluluk ve kötü huyluluk özellikleri var. Kimisi oyuncu kimisi haylaz kimisi serseri kimisi ise tam bir psikologdur. Benim köpeğim işte bu psikolog katagorisine giriyordu. Cümleye baktığında bir hayvandan hem de düşünme yetisi insanlardan daha az olan bir canlıdan psikolog olması saçma gibi dursa da aslında içinde mantığını barındırır. Nasıl mı? Ağlarken yanınıza gelir ve her türlü sevgi gösterisini yapar. Moralinizin bozuk olduğunu hiçbir ses soluk çıkarmadığınız tepki vermediğiniz halde anlar yanınızda biter acıklı acıklı bakar yüzünüze. Saatlerce sıkılmadan söylediklerinizi dinler. En önemlisi de kayıtsız şartsız sever.
Bense babamı kaybettikten 3 sene sonra rastladım ona. Sokakta bir terier kırması. Ben onunla büyüdüm. Onunla ağladım, onunla güldüm. Onunla uyudum, onunla yemek yedim. Hiçbir dostum ya da sevgilim ısıtamadı onun kadar içimi.
Şimdi mi? 22 Kasım 2010 tarihinde melek oldu gitti GİPSY'm. Geriye bana kalan her gidenin arkasından olduğu gibi kocaman bir boşluk..
PS: şarkı önerisi http://www.youtube.com/watch?v=V49IE_ppCTs
blogspot macerası; itiraf ediyorum blogspot benim yüzümden yasaklandı
Senelerdir hep heveslendim aslında bir blog açıyım yazıyım içimden geçenleri diye ama bir türlü fırsat bulamadım. Şimdi elimde MLN şarabım kaşar peynirim çalışmayı bekleyen iktisat notlarım ve arka planda çalan Dirty Dancing soundtracklerim eşliğinde ilk blogumu yazıyorum.
Yazıyorum yazmasına da yaklaşık 15 günden beri blogspota gireceğim diye başvurmadığım bilgisayarcı arkadaşım kalmadı. Hep beni bulur zaten böyle durumlar. Ben blog yazmaya karar verdim ya kesin blogspot yasaklanmalıydı erişimi engellenmeliydi. Bahtsız bedevilik ruhunu bedeninde barındıran insanların arasında top 5'e her türlü oynarım.
Bu durum hayatımın her evresinde böyleydi. Beşinci sınıfta girdiğim Anadolu Lisesi Sınavları ben kazandıktan sonra ortaokula alındı. Ben girdikten sonra yani 2006'da ÖSS sistemi değişti. Üniversiteden mezun olduğum sene İstanbul Üniversitesi bağıl puanlama sistemini değiştirdi. Hep böyle bir zorluklarla karşılaşıp kötü olayların ucundan yırtmışlığım vardır kısacası. Siz karar verin şanslımıyım değilmiyim.
Her neyse blogu açmaktaki amacım da öyle sosyal medya da ünlü olayım değil daha çok artık günlükleri sosyal ortamda paylaşmak belki yazdıklarımı okuyanlara aynı okuduğum bloglarda olduğu gibi güldürebilmek ağlatabilmek vs.
Hadi bakalım açılışı yaptık okuyanları bilmem ama ben buraya döküldükçe rahatlayacağım kesin
PS: okuyanlara arka plan müzik önerisi http://www.youtube.com/watch?v=YZpuNc0c4K4
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








